Panaptikon

Dünya hepimiz için örnek bir hapishane modelidir. Surekli izleniriz, surekli yonetiliriz. Bizi biz yapan küçük farkındalıklarımızdır.


http://about.me/TelCAMBAZI

ben seni hep sevgilim ben seni hep
yüzünden geçen dalgalardan okudum.
ellerine sevgi okudum gözlerine şefkat okudum
annen seni inkar etmişti 
aldım etime dokudum.

dünya ne ki sevgilim,
benim sana yaptığım kubbe yanında?
düşsün, olsun, bırak,
içinde yıldızlar patlıyor.
kolaydır inanmak kadar inanmamak da.
ister sal kendini dünyaya, ister kal yanımda.
her şeyden öte öyle sevdim ki ben seni
yoluna baş koymak diyoruz
biz barbarlar buna.

ey duymayan insanı,
ey hayat dedikleri büyük kusur.


ey kimselere değişmediğim
ayrılığın neden bunca ağır?

hani adalet?
bir kasım’ dan öteki kasım’ a
bir yanım kör bir yanım sağır.

şimdi bir masaldan bir peri
sessizce dinlesin beni,
alsın yorgun başımı

alsın cümlemi
usulca kalbine koysun.

benim cümle taşıyacak halim yok

omurgamı aldın benim.
omurgamı aldın.
omurgamı aldın.
omurgamı.

niye?

Varla yok arasındayım 
Varla yok arasındayım
Hep, varla yok arasındaydım.
Zaten.
Ben bilmedim ki 
niye teyelliyim, niye?

Varla yok arasında
Varla yok arasında
Elimde bir kırık testi

Elimde bir kırık testi
Nereye bırakayım!

Gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum
yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep
ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine.

bilemem, belki bu yüzden
ben sana yanlış bir yerden edilmiş
bir büyük yemin gibiydim.
beni hep aynı yerimden yaralayan o eve
yine de döneyim döneyim istedim.

bir masal
bir taş ağırlığında olabilir mi?
olurmuş meğer.

birlikte bir masala inanmak istedim
ben seninle, sadece bu.
sen beni tek
tek
tek
bıraktın.

benim artık taş taşıyacak,
taş kaldıracak, taş atacak
halim mi var!

günler öylece kendi kendine geçsin diye
bir camın arkasında durdum
bana dokunmasın hiçbir şey
hiçbir şey yarama merhem olmasın
iyileşecekse, hiçbir şeysiz iyileşsin diye
bir camın arkasında durup
akan hayata ve zaman baktım.

bilirdim, biliyordum, biliyorum,
bittiğinde, geçtiğinde,
azaldığında sızı, iyileştiğimde,
o saman tadıyla karıştığında;
her şey daha acı olacak.

ömrü gurbette geçenler gibiydim senin yanında
duymadın mı, çok söyledim?
o uzun gurbette,
ben senin “adalet” diye diye nası unufak olduğunu
gördüm.
göre göre, duya duya,
yine de bigane olarak her şeye.

bilmedin ki; ben senin gurbetinde delirmemek için
kalbimin aklıyla ördüğüm bir yıldızlı kubbede
yaşadım.

tecellinin içinde ecel durur sevgilim, görmedin mi?

adaletin içinde bir zalim oturur.

sözde kalır sevgilim
sözde kalır bütün sözler
aşk çünkü, aşk çünkü kendine
bir yol, bir ideoloji ister.

bilirim, çöl rüzgârında çalıdır bazı yaşlar.
sen sevgilim ilerde, biraz daha ilerde
bir tarihe başlayacaksın, orası işte
benim tarihimle başlar.

ve say, geriye doğru, tek tek
sende kalsın şimdi al bu taşlar.

Öyle güzel bir şiir yazmalıyım ki yalnızlığa,

Ölmeli tüm kıskandığım sevgiiler….

Ali Önder

İlhan Berk’in kendi el yazısından “Günlük İşlerdenmiş Gibi Ölüm” ve “Üç Kez Seni Seviyorum Diye Uyandım” şiirleri.

İlhan Berk 6 yıl önce 28 Ağustos’ta vefat etti onu kaybettik demiyorum çünkü şiirleri de ruhu da hep bizimle…

Kendi sesinden “Siz Ne Güzeldiniz Benimle Bilemezsiniz” şiiri:  https://www.youtube.com/watch?v=lFtcqMQODIY

Kendinde saklı buldukları,

İpin ucundaki kelimeler bulutlara düşerken,

Unutulmuş gibi kaosta verilen sözler.

Aklında yine aynı korkulu yer…

                                                           ALİ ÖNDER

“Eğer isterse bir insan, size sesiyle de sarılabilir..”

İlhan Berk

Sen, beni öpersen belki de ben gangsterleşirim, belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma…

Nasıl çekip gitmiş bir şaman

Çekip gitmiş bir şaman değilse en çok

Benim gibi sonsuz bir at,

Hiç koşmuyorken de attır !