Panaptikon

Dünya hepimiz için örnek bir hapishane modelidir. Surekli izleniriz, surekli yonetiliriz. Bizi biz yapan küçük farkındalıklarımızdır.


http://about.me/TelCAMBAZI

Bizden biri değildi,

Aklı başımdaydı, 

Arada sırada gelir giderdi…


Kendini sorgulardı en alakasız zaman dilimlerinde,

Sonra iştahı kabarırdı hayaletlerden

Unuturdu muhakemesini,

Soruları rüzgara karşı uçar giderdi.

Yorgun düşerdi her ölümde var olmaktan,

Sıkıldıkça küfür ederdi aşıklara çekinmeden.

Sonra kendi halini bırakıp, mutluluğa gülüp geçerdi.


Bizden biri değildi,

Aslına bakarsanız,

Sadece yok denecek kadar derindi…

                                                         ALİ ÖNDER

En bilindik hikayeleri seçerdi yaşamak için,

Orada boşluğa konuşurdu sözleri,

Sessizlikle gelen elleri beklerdi yanlışlığını kucaklayana kadar,

Sonra ansızın kapanırdı soru gelmeden gözleri…


En tesadüfi ölüm vakalarını tutardı ezberinde,

Rol yapmayı severdi kendisi,

Kuşandıkça belirsizliğe,

Daha da belirginleşirdi gökkuşağında izleri…

                                                        ALİ ÖNDER

Umduğunun kahyası olmalı yaşamak,

Eskiden kalmış bir bozukluk gibi tıngırdamalı cebinde.

Her çarptığında seni bokpüsürüyle sıradanlık,

Kendini bulmalısın o tiz sesinde…

                                                ALİ ÖNDER

Sadece buraları bilirdim o da kısmen

Suretler dolanırdı aklımda.

Seçeceğim her bir oda

Habersizce korkuya açılırdı pencerelerinde.

Bulamadığım kelimeler vardı hatırı sayılır,

Anılara kaçardı kimi zaman yalnızlığım

Ve içimi okşardı sarhoşluğumun nöbetinde,

Kime sorsam  boşluğu, 

İçime dolardı sızıntıları…

                                     ALİ ÖNDER

Serbest düşüş halinde tüm bilmeceler

Havada bıraktıkları düşünceler gibi.


Kendilerini sanmışlar kusursuzluk,

Ve zamanı uydurmuşlar var oluşlarına

Kapıldıkça da kerametine susuzluğun,

Tutturmuşlar en zorba şarkıları dillerine

Pelesenk olmuş güzel sözler, anlamsız ağızlarında,

Sevdirdiklerinde ise oluşturdukları  güzellikleri 

Tatil olmuş, akıllarda kalmış bu kendini bilmezler.

                                                                       ALİ ÖNDER

Sessiz ve derinden olsun dedi kadın,

Hissedebildiğim kadar çok acımalı ki bitsin son kez.

Kararlı olan sözleri değil ruhuydu sanki…

Bunu gören adam istemsizce daha da sıkı tuttu ayrılığı,

Gözlerini kapadı,

Aklını sabitledi güzel bir gelecek manzarasına.

Bir an avuntulara kapıldı ve sapladı ayrılığı kadına,

Azad etti.

Sonra bir an boşluk oldu.

Gözlerini açtığında ise kimse yoktu,

Ne ellerindeki kan gitmişti, ne de aklındaki manzara kalmıştı güzelliğiyle.

Avuntularına pişmanlık bulandı, zihninde ki tasavvurlar karardı,

Artık sabit değildi düşünceler,

Aklını kaçırdı…

                                                                            ALİ ÖNDER

Çırpınışları izlemek, saydamlığı gizlemek de

Eğlendirdi kutsanmış ruhunu.

Her bir kaçış denemesinde oyuncularının,

Gücünü anlayıp tatmin oldu,

Sonra en sığ sularda bile egosunda boğuldu.

Kanatları koparmak yaradılışa ve kurallarına aykırıydı belki,

Zaten o, bu durumu daha çok seviyordu.

Yavaş yavaş ve derinden varlığını hissettirerek…

Hem zaten ne fark ederdi ki?

Oyunda onundu, oyuncularda,

Tüm kuralları da o koyuyordu.

Kapağı sıktı tüm gücüyle,

Sonrası sessizlik…

Çırpınışları izlemek, saydamlığı gizlemek de

Eğlendirdi kutsanmış ruhunu.

                                           ALİ ÖNDER

Sevdiklerinden bir parça alırsın önce,

Sonra geride bıraktıklarından,

Öyle bir yamarsın ki onları uçuca, özenle

Sanki sonunda sana cenneti verecekmiş gibi.

Zaman geçtikçe de tutmadığından dokuları,

Tekrar tekrar hesaplaşırsın olduramadıklarınla

Öyle unutturur ki bu durum şimdiki zamanı,

Geçmişle, dogmalarınla buluşur durursun eşzamanlı köşelerde

Geriye dönüp dönüp kusarsın.

                                            ALİ ÖNDER 


Dengesini korumak için kendine sarıldı,

Ödünç bir nefes aldı derinlikten,

Tanıyamadığı kadar bulanıktı düşünceler,

Ve karanlığa bırakılmıştı sükunet tarafından.

O an eğilip ayaklarını yokladı, hissetmedi

Çoktan kaybolmuşlardı, bencillikten…


Gözlerini açması ya da kapaması anlamsızdı,

Çünkü aklındaki ile içine düştüğü manzara aynıydı.

Son bir tezcanlılıkla karanlığın ortasına atıldı,

Uçtu, uçtu, uçtu.

El yordamıyla boşluktan örülmüş bir duvara çarpıp düşene kadar.

Sonra doğruldu acısını sahiplenip,

Elleriyle duvarı arşınladı,

Bulamadı,

Geçit yoktu…


Sindiremedi gerçekliği,

Teslim olamazdı güçsüzlüğe,

Anladı,

Bu yüzden gözlerini çıkardı elleriyle…

                                                  ALİ ÖNDER


Hiç konuşmasan da güzeldi varlığın.
Gölgen bile yoktu ışığından,
Dokunamasam da cennet gibiydi  sınırların.

Sessizdi kocaman gülüşlerin
Ve yoktu hiç ayak sesin,
Nedendir bilmem,
Narinliğinden belki de…


                              ALİ ÖNDER